10 Temmuz 2013 Çarşamba

Son Oyun Ahmet ALTAN

Harika bir roman. İnsanı sarsan, düşündüren, bazan heyecanlandıran müthiş bir roman. Sevgili Ahmet Altan’ın yüreğine sağlık. 
Kitabı bitireli epey oldu ama ülkede yaşananların verdiği can sıkıntısı ile hiç bir şey yazmak istemedim.  
İnsan insan ilişkileri, Kadın erkek ilişkileri, İnsanın maskelerden arınmış çıplak doğası, Toplumun ikiyüzlülüğü, İnsanın  Tanrı olan ilişkisi veya Tanrıyla hesaplaşma, aşk, şehvet, şefkat üzerine insanı düşüncelere daldıran bir roman..
Cennet gibi doğası olan bir kasabada veya bir ülkede mutluluk ve huzur içerisinde  yaşayabilecekken insanların aptallıkları yüzünden yaşamı nasıl cehenneme dönüştürdüklerinin hikayesi.
Bir kasaba özelinde anlatılanlar bu ülkede yaşananlara ne kadar da çok benziyor.
İnsanlar doğanın güzelliklerini, yaşamın güzelliklerini hissetmiyorlar ve daha kötüsü bunun da farkında değiller. Mutsuz gergin stresli bir hayat yaşıyorlar. Çünkü Kasabada (ülke de diyebiliriz) sürekli iktidar savaşları var. Belediye başkanı seçilen sadece belediye başkanlığını değil, canının her istediğini yapacak mutlak bir iktidar alanı kazandığını düşünüyor. Rakiplerinin, kendisine destek vermeyenlerin hayatını cehenneme çeviriyor.
Ve böylece bitmeyen kavgalar cinayetler kirli savaşlar süre gitmekte. İnsanlar da bir şekilde bu kavgaların tarafı olmakta ve yaşamlarını bu şekilde sürdürüp gitmekteler..

Altı Çizilenler :
Çaresizlik binlerce elin bir insanın yüzünü bir taş duvara sıkı sıkıya bastırmasıdır, nefes alamazsın, kurtulamazsın,kaçamazsın, kımıldyamazsın. /sf:19
Bazen de halime acıyordum, sonsuz bir yenilgiyi kabul etmekle, dağınık ordularını toparlayıp “bütün dünyaya göstereceğim” diyen bir komutan gibi son bir maceraya girişmek arasında gidip geliyordum, bazen muhtemel bir zaferin hayaliyle aniden neşeleniyor, bazen kesin bir yenilginin hüznüyle kederleniyordum.
Birisine muhtaçtım aslında ama bunun anlaşılmasından korkuyordum. /sf:22
Bir erkeğin hayatında unutulmaz anlar vardır, bir kadınla arasında hiçbir olayın, hiçbir sözün değmeyeceği, bozamayacağı, gölgeleyemeyeceği, doğal ve kadın teninin bütün ısısını taşıyan bir yakınlığın oluştuğu anlardır onlar. /sf :34
Erkeklerle dostluk etmekte zorlanırım ama kadınlarla çabuk dost olurum. Bir kadınla konuşmak, içi bin bir çeşit süs eşyasıyla dolu bir dükkana girmek gibi gelir bana, o kadar değişik konuları, dedikoduları, gizli küçük kıskançlıkları, kendileriyle ilgili dertleri vardır ki almayacağın ama dokunmaktan, kaldırıp bakmaktan sıkılmayacağın küçük süs eşyalarıyla oynamaya benzer onlarla konuşmak. Zorla kendini anlatıp onları sıkmazsan saatlerce seni oyalayacak konularda konuşurlar. /sf:84
Kasabanın düzeni böyleydi, anlamsız ve haksızdı ama herkes bu düzenin içinde kendine bir yer bulmuş, yerleşmiş ve alışmıştı. Bunun bozulmasını istemezlerdi. Bu düzen onları tehdit etse, ezse, korkuyla yaşatsa da onların alıştığı düzendi, yeni bir düzende ne yapacaklarını bilemezlerdi./ sf:89
Zenginlik, işte bu dünyada olmak, doğmak, Tanrı’nın sana lütfettiği iş her ne ise onu yapmak, payına razı olmak, zenginlik bu, bundan başka zenginlik yok. Hepimiz aynı bütünün parçasıyız, bir insanı öldürdüğünde kendi parçanı öldürüyorsun, hangi zenginlik insanoğlunun kendi parçasını yok etmeye değer? …/sf:118
Bazı insanlar vardır, gerçekten iyidirler, kaynak suyu gibi berraktırlar, onları görünce sevinirsiniz. /sf:120
Yalnızlığı özlerim. Özlemekten de öte, yalnızlığa ihtiyaç duyarım. Yalnızlığa neden bu kadar muhtacım hiçbir zaman anlayamadım. Bir şey yapmak için istemiyorum yalnızlığı ama yalnızlık bana her şeyi yapabileceğimi düşünme özgürlüğü veriyor. /sf: 150
Benim isteklerimi engelleyecek ya da sorgulayacak başka bir insanın, başka bir iradenin, başka bir isteğin varlığı hep beni tedirgin eder./sf:151
Ben yalnız kalabilmek için bir çok isteğimden vazgeçtim. Bir çok mutluluktan hata aşktan vazgeçtim. /sf:151
Aşkın böyle bir şey olduğunu düşündüm, uyuyan bir kadını böyle arzuyla ve şefkatle seyretmek… bir insanın bir başkasını kendi ruhuna, kendi içine, kendi varlığına katabilecek kadar kendinden sıyrılıp başka birine doğru aktığı, kendinden vazgeçtiğini anladığı anlarda kutsal bir şey vardır, kainata ait, yaratmaya ve yaratılmaya ait bir şey. /sf:249
Hangi savaş sağlam bir nedenden çıkmıştır ki, kim savaşın sonunu garantiye alıp da savaşa girmiş ki.. savaşlar zaten ya varsa, ya olursa diye başlar. ….
Öleceklere aldıran savaşı kaybeder.. /sf:266
İnsanların kendilerinden korkmasını istiyorlardı. Varlıkları, yarattıkları bu korkuya dayanıyordu çünkü. /sf:269
Bir insanı yalnızlığımdan daha fazla seveceğime, yalnızlığımın bana verdiği güveni bir insanın yanında da duyacağıma, yalnızlığın o özgür ferahlığını bana unutturacak bir hayata sahip olacağıma kendimi ikna etmek zaman alacaktı. Bir kadını istiyordum, onunla olmak, zamanımı onun yanında geçirmek istiyordum ama yalnızlık da bir başka kadın gibiydi, aynı güçte sevdiğim bir başka kadın. İkilem dedikleri herhalde böyle bir şeydi. Birlikte var olamayacak iki ayrı şeyi sevmek, iki ayrı şeyi istemek. /sf: 349
Bazı insanların hayatlarımızda ne kadar önemli olduklarını bilmiyoruz, onlar da bilmiyorlar, sonra kayboluyorlar ve arkalarında bıraktıkları sarsıntıdan anlıyoruz onların hayatlarımızdaki yerlerini. /sf:381

10 yorum:

  1. çoook uzun zamandır bir şey okuyamıyorum, ama bunu okuyasım geldi :) teşekkür paylaşım için :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Muzurella ! pişman olmazsın sanırım.. :) okumaktan nasıl uzak kaldın ki? şaşırdım.. :)

      Sil
  2. hımmm ahmet altan okumuyorum ya nedense. bi kitabını okuyup bıraktım.
    ama kendisini çok görüyom nişantaşı house cafede.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @ Deep ! bu romanı diğerlerine göre çok daha güzel..okursan beğenirsin tahmin ediyorum. :)
      deep i göreceğimi bilsem nişantaşı house cafeye ben de gidecem ama.. :)

      Sil
  3. sayfa 84'deki alıntı ilginç- hoş geldi bana :p
    kibarca, kadınlar gevezedir demiş; doğru tespit ama :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Narda! :) geveze demeyelim de daha renkli daha detaycı daha hoşsohbetsiniz..Altana katılıyorum..

      Sil
  4. Daha geçenlerde Tehlikeli Masalları kitabını yeniden okudum. Kalemini, kadınları bir kadından daha iyi anlaması ve yazmasını çok beğeniyorum.
    Bu kitabını mutlaka alıcam bekliyordum zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Aslı! diğer kitaplarından çok daha güzel geldi bana bu kitabı..umarım siz de beğenirsiniz...

      Sil
  5. hic okumadum bu yazardan. tr ye geldigimde alacagim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Lo-La ! umarım beğenirsiniz Leyla hanım..değerlendirmenizi okuruz..

      Sil

YORUMUNUZ SEVİNDİRİR...