15 Ağustos 2013 Perşembe

Bir Gün - David Nicholls

Üniversite yıllarından beri tanışan Emma ile Dexter in 20 li yaşların başından 40 lı yaşlara kadar olan yaşam öyküleri. 20 li yaşlarda yaptığın seçimlerle yaşam seni bir yerlere götürüyor. Bazen çok can sıkıcı yerlere bazen da mutlu keyifli yerlere götürüyor. Çoğu zaman bilemiyorsun hangi seçim seni nereye götürecek..
Her bölüm de yeni bir yılın 15 temmuz unda Emma ile Dexterin yaşamlarından kesitler okuyoruz. 1988 den başlayıp 2007 ye kadar süren  yaklaşık 20 yıllık yaşam sürecinde yaşadıkları ilişkiler, ayrılıklar, yalnızlıklar, aldatmalar, aldatılmalar, iş yaşamlarını okuyoruz.
Emma, pek çoğumuz gibi arzularını baskılayan, dünyada yaşanan savaşları, yoksulluğu toplumsal sosyal sorunları dert edinen birisi. Yüreğine düşen aşk kıvılcımı yüzünden Dex ten başka hiç kimse ile doyurucu, mutlu eden bir ilişki yaşayamıyor. Aşkın karanlık yüzünü burada da görmek mümkün. Aşkın laneti. Yüreğinde o varken başka hiç kimseyi sevemiyorsun, aşık olamıyorsun. Livanelinin romanından sonra ben de her öyküde bunu görüyorum artık.
Dexter ise kendi kişisel hazzı ve eğlence dışında başka hiçbir şeyi umursamayan biri.
Aşktan sevgiden uzak sadece eğlence amaçlı 3 ayda bir sevgili değiştiriyor. Nerdeyse sürekli sigara alkol ve uyuşturucular kullanıyor. Sürekli gittiği yerler barlar ve eğlence mekanları. Kapitalist bir bakış açısına sahip. Hayata ve insanlara bakışı kazananlar ve kaybedenler şeklinde. Lüks konforlu evlerde yaşayanlar, lüks arabalara sahip olanlar onun gözünde kazananlar, kaybedenler ise bu şekilde yaşamasını beceremeyen beceriksizler.

Altı çizilenler :

Bir zamanlar Londra’yı fethedebileceğini düşünmüştü. Edebiyat toplantıları, siyasi sorumluluklar, delidolu partiler, Thames Nehri’nin kıyısında acı-tatlı aşklar hayal etmişti. Bir müzik grubu kurmayı, kısa filmler çekmeyi, romanlar yazmayı kurmuştu kafasında; ama yazdığı iki satır, iki yılda bir değişiklik göstermemiş ve Poll Tax isyanında cop yemesinden daha iyi bir şey gelmemişti başına. /sf:77

Artık birbirlerine bağırıyorlar ve Emma düşünmeye başlıyor: Aman Tanrım, geceleri duvardan seslerini duyduğumuz o çılgın çiftlerden olduk biz de. Nasıl bu noktaya geldik? /sf:287

Sekiz yıldır onu düşünmeden geçirdiği tek bir günü olmadı. Onu özlüyor ve geri istiyor. En iyi arkadaşımı geri istiyorum, diye düşünüyor, çünkü onsuz hiçbir şey iyi ve doğru değil. /sf:294

-“Erkek arkadaşımla tanımlanmayı reddediyorum. Ya da eksikliğiyle.” “Bir kez bu saçmalıklar için endişe etmemeye karar verdiğinde; flörttü, ilişkiydi, aşktı, falan filan; kendini özgür hissetmeye başlıyorsun, gerçek hayatla daha iyi ilişkiler kuruyorsun. Ayrıca bir işim var ve onu seviyorum. Parası az, ama özgürüm. Öğleden sonraları sinemaya gidiyorum. Yüzmeyi çok seviyorum. Kilometrelerce yüzüyorum, yüzüyorum.” /sf:357

Kusursuz bir aile gibi davrandığımız tüm o zamanlarda ben her zaman bir yanlışlık olduğunu, bunun bana göre olmadığını düşünürdüm. Hep, yine mi uyuyacağız, diye düşünürdüm; hafta sonu bir yere gitmeyi ya da sadece dışarı çıkmayı, eğlenmeyi düşünürdüm. Özgür olmayı, sorumluluklarımın olmamasını isterdim. /sf: 415

.. gelecekleriyle ile ilgili kesin kararlar almışlardı ve bunların arasındaki en temel kural birlikte yaşamamaktı: ayrı hayatlar, ayrı daireler, ayrı arkadaşlar. Birlikte olmak için emek harcayacak ve sadık olacaklardı elbette; ama geleneksel tarzda değil. Hafta sonları emlak ofislerinin çevresinde dolaşmalar, yemekli toplantılara katılmalar, sevgililer günü çiçekleri, çift olmaya ilişkin hiçbir zırva olmayacaktı hayatlarında. Her ikisi de bunu becermeye çalıştı, ikisi de başaramadı. /sf:442

Eğlenmek, eğlenmek, eğlenmek; cevap bu. Hareketli ol, bir an durup etrafına bakmak ya da düşünmek için izin verme kendine; çünkü amaç marazi bir tip olmak değil, eğlenmek… /sf:483

8 yorum:

  1. bu kitabı okumadım ama filmini izlemiştim. ayrıntıları hatırlamasam da içim burkulmuştu çok net hatırlıyorum.
    her şey zamanında güzel sanki keşke o kadar ayrı kalmayıp adam akıllı birlikte olsalarmış :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Muzurella! nedense hiç izleyesim olmuyor.kitabını okuduktan sonra filmini izlemek.
      uçurtma avcısı kitabı müthiş etkileyici gelmişti bana. ardından filmini izlemiştim. çok tatsız yavan gelmişti film. romanı okuduğumuzda kafamızda bir yorum şekilleniyor. her insanın yorumlayışı dolayısıyla senaristin de yorumlayışı farklı olabiliyor. kafamızdaki yorumla örtüşmediğinde sıkıcı geliyor.

      Sil
  2. ah neydi beeeee.
    :)
    ilk kitabı da güzel ama farklı.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Deep ! başka kitabını bilmiyorum. var mı?

      Sil
    2. bir gün daha sona yazdığı kitap.
      ondan önce yazdığı bir soru bir aşk adlı romanı daha geç yayınlandı birgün'den, bizde.
      o da iyi roman.
      üniversiteye yeni başlayan bir ingiliz erkeğinin hayatı.
      birgünden farklı ama iyi.
      geçen yıl yazdım ama sona sildim.
      istersen senin için buraya ekleyim, o yazıyı, bi ara.
      :)

      Sil
    3. @Deep ! İlgin için teşekkürler deep..:)
      niçin sildiniz ki o yazıyı.
      okumak isterdim..
      yazıların kitap haline gelseydi kitaptan daha derli toplu görürdük..:)
      umarım en kısa zamanda görürüz kitabını deep...

      Sil
  3. Eğlenmek eğlenme eğlenmek cevap bu :) Ne güzel bir cevap ya bu!
    Bloglovinden takibe aldım bu arada, aldı sanıyordum daha önce almamışım meğer.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Sinem ! :)) eğlenmek..kahkaha atmak..evet çok güzel..

      Sil

YORUMUNUZ SEVİNDİRİR...