12 Ağustos 2017 Cumartesi

Mario ve Sihirbaz – Thomas Mann / Çeviri : Kamuran şipal


Yayın tarihi : Temmuz 2000 - Cem Yayınevi
Kitabın arka kapak yazısından ; Thomas Mann, 1929 da Nobel Edebiyat Ödülü almış 20. yüzyıl Alman edebiyatının önde gelen yazarlarındandır. 1875-1955 yılları arasında yaşamış.
Küçük Friedmann
Tobias Mindernickel
Gardırop
      Gömütlük Yolu
      Harika çocuk
      Tren kazası
      Mario ve Sihirbaz

isimli öykülerden oluşan bir öykü kitabı. Yaşadığı döneme ait insanların günlük yaşamından kesitler anlatıyor.
Kitabı okurken sıkıldım. Çok sarmadı. Birkaç kez bırakmayı düşündüm. Ama kitaba ismini veren son öykü Mario ve Sihirbaz çekti beni.
Sihirbaz Cipolla nın seyircilerin gözleri önünde seçtiği kişileri büyülemesi, iradelerini ortadan kaldırması, onlara kukla gibi her istediğini yaptırması çok çarpıcı.
Arka kapak yazısında, bu öykü ile Alman faşizmine göndermeler yaptığı yazılmış. Ne ilginçtir ki faşist liderler de toplumlarına bunun benzerini yapıyorlar. 
Dönem sanırım 1800 lü yılların sonu. Daha elektrik yok. Motorlu taşıtlar yok. Aydınlatma için gaz lambaları kullanılıyor. Faytonlar, atlı arabalar var. Daha o yıllarda bile yoğun katılımlı tiyatro oyunları sergileniyor. Şehrin insanlarının buluşma merkezi gibi.
Erkekler dışarıda gezerlerken ellerinde baston, başlarında silindir şapka giyiyorlar.
Kaymakamın karısı, kentin önemli ailelerini evine davet ediyor. Davette misafirlere sigara, puro, şarap, kahve ikram ediliyor.
Çevirmenler bazen ilginç kelimeler kullanıyorlar. J  “Gömütlük” gibi. İlk defa duydum. Mezarlık anlamında kullanılmış galiba.
                         

                    

                        


29 Temmuz 2017 Cumartesi

Ölmek Kolaydır Sevmekten - Ahmet Altan


Sevgili Ahmet Altan dan harika bir roman.
Bir dönem romanı. 1910-13 yılları, Osmanlı imparatorluğu nun başkenti İstanbul.
Osmanlı balkan savaşları, Osmanlı Devlet yönetiminde iktidar kavgaları, istibdad (diktatörlük-baskı) - hürriyet tartışmaları, cinayetler, suikastlar, ordu içinde cuntalar, cepheleşmeler, basına sansür, haberleri saptırarak halka verme, muhalifleri ezme, laik-batıcı – İslamcı-padişah yanlıları nın iktidar kavgaları, ordu desteğiyle darbe yaparak yönetimi ele geçirme, erkek kadın ilişkileri, aşk, v.s.
Ordu içinde gruplaşmalar.
Halaskar Zabitan olarak adlandırılan grup : padişah yanlısı, dindar, islamcı askerler
İttihatçı subaylar olarak adlandırılan grup: nispeten laik, Batı değerlerine daha yakın, modern, hürriyet yanlısı, istibdada karşı
Osmanlı- Balkan (Bulgar) savaşları, askerlerin morallerinin bozukluğu, açlık, sefalet, peşpeşe yenilgiler, Bulgarların İstanbul a dayanmaları, Osmanlı devletinin mütareke görüşmelerine başlaması.
İttihatçılar, aralarında gizli görüşmeler yaparak imparatorluğun zelil duruma düşürüldüğünü, memleketi bu durumdan kurtarmaları gerektiğini söylüyorlar. Darbe yaparak yönetimi devralmaları gerektiği kararını veriyorlar.
Ünlü Bab-ı Ali baskınını gerçekleştirerek yönetimi değiştiriyorlar.
Bab-ı Ali baskını gerçekten bu romanda anlatıldığı gibi mi olmuş? Şaşırdım.  
O zamanlar 32-33 yaşlarında, binbaşı rütbesinde bir subay olan Enver bey ve 6-7 arkadaşı, ordu içinden de destek alarak,  yanlarında 20 - 30 tane de silahlı adamla kabineyi basarak darbe yapıyorlar.  
Aradan 100 yıl geçmiş. Bir asır geçmiş. Memlekette sanki pek bir şey değişmemiş. Ne kadar ilginç geldi. Tuhaf oluyor insan.

Hikmet bey, genç karısı Dilevser
Nizam ve Rukiye üvey kardeş
Nizamın babası, Hikmet bey
Nizam ve Rukiye nin Annesi- Mehpare hanım, çok güzel kadın
Rukiye nin babası, Şeyh efendi
Dilara hanım
Ragıp bey
Mösyö Lausanne – Fransız gazeteci
Kamil bey- Osman paşanın oğlu, kumarbaz
Anya- Rus kadın, kumarhanede piyanist
Tevfik bey – Rukiyenin kocası, Sadaret te (başbakanlık) ta memur
Mihrişah sultan – hikmet bey in annesi, eski padişahın doktorunun sabık zevcesi

İlginçlikler ;
Haberlere sansür, halka yanlış, saptırılmış haberler verme işi, ta o zamanlardan başlamış demek ki.
Elektrik daha yani yeni gelmeye başlıyor İstanbul a. Paris e 20 yıl önce gelmiş olduğunu söylüyor karakterlerden biri.
Savaşta yaralanan binbaşı Ragıp bey cephede yaralanıyor. İstanbulda hastaneye yatırılıyor.
Hastanede hemşiresi Efronya.
Efronya ermeni, kocası Osmanlı devletinin bir subayı. Hiç tuhaf karşılanmıyor. Günlük yaşamın içinde çok olağan bir şey olduğu belli.
Hariciye nazırı (Dışişleri bakanı) – Noradinkyan efendi olarak geçiyor. İsminden anlaşıldığı kadarıyla muhtemelen ermeni olsa gerektir.

Müstebit (diktatör), gerici olarak değerlendirilen sultan Abdulhamit döneminde ve daha önceki dönemlerde Ermeniler yüzyıllarca sıradan diğer yurttaşlar gibi yaşamışlar. Kendilerini laik, batı değerlerine yakın, hürriyet yanlısı olarak nitelendiren İttihatçıların iktidar olduğu dönemlerde ise hayatları cehenneme çevrilerek bu topraklardan sürüldüler, yok edildiler. İttihatçıların zihniyet dünyasının önemli kısmını devralan cumhuriyet yöneticileri de ne yazık ki benzer politikalara devam ettiler.
Hükümet politikalarını eleştiren aydın, gazeteci yazarları, muhalif siyasetçileri hapislerde, zindanlarda süründürme geleneği de yine o günlerden bu yana aynen devam ediyor. Toplumun vicdanı, aydınlatıcıları olan bu insanlar el üstünde tutulması gerekirken zindanlarda süründürülüyorlar ne yazık ki.

İşte 100 yıl sonra günümüzde yine hapislerde süründürülen sevgili Ahmet Altan, Ahmet Şık, Kadri Gürsel ve diğer Cumhuriyet gazetesi yazarları, Selahattin Demirtaş, Enis Berberoğlu, Nazlı Ilıcak ve diğer tüm gazeteci, yazar ve politikacıların en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşmalarını diliyorum.  
                             

                             



                               

                               



23 Temmuz 2017 Pazar

SHERLOCK HOLMES – KUŞKU–Sir Arthur Conan Doyle


Yine çok ilginç olaylar, cinayetler, çözümlemeler..
Cinayetleri çözümlerken Sherlock Holmes un gösterdiği zeka, itina, gözlem gücü, konsantrasyon, akıl yürütmelerine hayran oluyorsunuz.
İnsanları, eşyaları, nesneleri en ince detaylarına kadar gözlemlemesi, hafızasına kaydetmesi hayranlık verici.

Hikayenin içine girince çok zor bir bulmacanın içine girmiş gibi hissediyorsunuz. Siz bu olayı nasıl çözümleyeceğini, işin içinden nasıl çıkacağını düşünürken, Sherlock Holmes yaptığı şaşırtıcı akıl yürütmelerle olayı çözümleyiveriyor. 

23 Haziran 2017 Cuma

SHERLOCK HOLMES – PANİK –Sir Arthur Conan Doyle

Ünlü Sherlock Holmes ile tanışmış oldum. Yaratıcısından daha ünlü olmuş Sherlock Holmes u çok duymuştum. Ama yazarını pek bilmiyordum.
Kitabın önünde sonunda Yazar Sir Arthur Conan Doyle hakkında hiçbir şey yazılmamış.
Google a başvurdum. 1859 – 1930 yılları arasında yaşamış. İskoçya doğumlu. İngiltere vatandaşı. Doktor ve edebiyatçı.
Çok ilginç bir yaşam sürmüş. Muayenehanesine pek hasta gelmediğinden O da kendini yazmaya vermiş daha çok. böylece dünyaca ünlü Sherlock Holmes hikayeleri çıkmış ortaya.

Kitap çok güzeldi. Eğlenceli, akıcı. Su gibi gidiyor.
Sherlock Holmes, titiz çalışması ve zekasıyla çözülmesi çok zor cinayetleri kolayca çözüyor.
Kitap 2 ayrı hikayeden oluşuyor ;
Kızıl Soruşturma
Dörtlü İttifak

Künyede kitabın orijinal ismi verilmemiş. Sanırım Yayınevi 2 ayrı hikaye kitabını birleştirerek kendi kafasına göre bir isim vermiş.
Olaylar genelde yazarın yaşadığı dönemlerde Londra ve çevresinde meydana gelen cinayetler.
Sherlock Holmes ve arkadaşı askeri tıp uzmanı John H.Watson un dedektiflik maceralarını genelde Watson’un ağzından okuyoruz.
Kızıl Soruşturma da,
Jefferson Hope ‘un nefes kesen intikam hikayesini okuyoruz.
Evlenme hayalleri kurduğu sevgilisi Lucy i, babasını öldürerek zorbalıkla alan ve Lucy nin de ölümüne sebep olan Drebber ve Stangerson dan aldığı intikam hikayesi. Bütün yaşamını bu intikama adıyor.
Dötlü ittifak ta,

Jonathan Small ve 3 Hintli arkadaşının ilginç hikayesini okuyoruz.

KAFES Sakın Gözlerini Açma – Josh Malermon

Harika bir roman. Müthiş bir heyecan. Psikolojik gerilim korku olarak değerlendiriliyor roman. Korku ve gerilim dozu her ne kadar yüksekse de beni asıl etkileyen şey; koşullar ne kadar korkunç olursa olsun kimi insanların hayattan vazgeçmeme, yaşama tutunma azimleri, umuttan ve mücadeleden vazgeçmeme halleri.
Malorie – cesur bir kadın. Koşullar ne kadar korkunç olursa olsun korkuya yenik düşmeyen, pes etmeyen yürekli bir anne. Malorie'nin insanı hayran bırakan mücadele azmi. Bebeğini ve kendini hayatta tutabilmek uğruna hayata tutunma azmine, cesaretine, yürekliliğine hayran oldum.
Tom – iyi yürekli bir baba. kapana sıkışmışlığa boyun eğmeyen, başka bir dünya, daha güzel bir dünyada yaşamak uğruna mücadele eden bir cesur adam. 
İnsanlar dışarıda bir şeyler görüyorlar ve canavarlaşıyorlar. Diğer insanları öldürüyorlar, kendilerini öldürüyorlar.
Yaşadığımız dünya da aslında burada anlatılan korkunç ürkütücü dünyadan çok farklı değil.
İnsanlar doğar doğmaz sadece tek bir şeye (yayın, öğreti, inanç, ideoloji v.s) bakmaları sağlanıyorlar. Ve canavarlaştırılıyorlar. Seve seve ölmeye öldürmeye gidiyorlar. Binlerce yüzbinlerce insanlar tarih boyunca bıkmadan usanmadan birbirlerini öldürüyorlar. Birbirlerini tanımadıkları halde öldürdükçe daha çok bileniyorlar. Bundan haz alıyorlar. Destanlarla kahramanlaştırılıyorlar. Böylece çok yüce kutsal bir amaç uğruna daha fazla daha fazla öldürmek istiyorlar. İşte yaşadığımız dünya. L