Çok uzun zaman önce okumuştum.
Çok etkilenmiştim o zamanlar.
En sevdiğim yazarlar arasına girmişti Erich Fromm.
Kitaplığımda görünce tekrar okuyayım dedim. Yine çok güzel, çok etkileyici geldi. İnsanı sarsan bir kitap.
Erich Fromm, iyi bir insan, iyi bir bilim insanı. Yaptığı
çalışmalar, yazdığı eserler ile insanların daha iyi, daha vicdanlı, daha özgür,
daha merhametli olmaları yönünde önemli katkılar sağladı.
İmrenilesi güzel, verimli bir yaşam sürdü. 1900'de, Almanya'nın
Frankfurt şehrinde doğdu. 80 yıllık ömrüne çok değerli çalışmalar, eserler sığdırdı.
Bu kitap, Erich Fromm’un “Man For Himself: An Inquiry into
the Psychology of Ethics” kitabının çevirisidir. Kitabın çevirmeni Ayda Yörükan,
kitabın ismini ‘Erdem ve Mutluluk’ olarak çevirmeyi uygun görmüş. Önsözde gerekçesini
açıklıyor.
İnsanlık var olduğundan beri, aklı başında, yaşamı sorgulayan özgür insanlar, evreni anlamaya, insan aklını meşgul eden çok önemli sorulara cavap bulmaya çalışmışlar, varoluş sorunları ile uğraşmışlardır. Örneğin :
İyilik ve kötülük nedir?
İyilik ve kötülüğün kaynağı nedir?
İyiliğe ulaşmak ve kötülükten kaçınmak nasıl mümkün olabilir?
Aydınlanma çağına kadar, binlerce yıl bu soruların cavaplarını, krallar ve din adamları vermişler. Krallar ve onların emrindeki din adamları, hegemonyalarını pekiştirmek için çoğunlukla zorbalık uygulamışlar. İyi ve kötü olanın bilgisinin kendilerinde olduğunu ve bunun üzerine düşünmeyi, sorgulamayı yasakladılar. Yasaklara uymayan insanları çok ağır cezalarla cezalandırdılar.
Aydınlanma çağı düşünürleri, krallar ve dinsel kurumların hegemonyalarına karşı çıktılar. İyiyi ve kötüyü bilebilmek için kiliseye ve dinsel doğmalara ihtiyacımız yok, dediler. Akıl, bilim, özgürlük, laiklik gibi değerler ışığında iyi davranış normları oluşturabiliriz, dediler. Bu eksendeki bilim insanlarından biri olan Erich Fromm da, bu sorulara yanıt vermeye çalıştı.
Freud, ‘İnsan tabiatı kötüdür’ derken, Erich Fromm, ‘İnsan
tabiatı ne iyidir, ne kötüdür, gelişmek, başka insanlarla bütünleşmek ister’
demiştir.
Altı
Çizilenler :
Sayfa 13
: Aydınlanma: Ahlak normları için dine gerek yok. İnsan aklına güvenilmeli.
Sayfa 19
: İki ahlak tipi ;
Otoriter
Ahlak : Davranış kurallarını, yasalarını koyan bir otorite
var. İtaat asıldır. İnsanın iyiyi kötüyü bilme yeteneği yok.
Hümanist
Ahlak : Kuralları koyan da, kurallara bağlı olan da insanın
kendisidir. Akıl ve bilgi esastır. Yaşamak demek, yaratıcı olmak, kendi
güçlerini insanı aşan amaçlar uğruna değil de, kendisi için kullanmak, kendi
varlığına anlam kazandırmak.
Sayfa 79
: İnsanın dış dünya ile bağlantısı;
1. Nesneleri
elde ederek ve kendine mal ederek
2. Kendisini
başka insanlar ile ilişkili hale getirerek
İnsan, yalnız başına ve başkalarıyla ilişki
kurmaksızın yaşayamaz. Kendini savunmak, çalışmak, cinsel ihtiyacını gidermek,
oynamak, çocuk yetiştirmek, bildiği ve sahip olduğu şeyleri iletmek için
başkalarıyla işbirliği yapmak zorundadır. Dahası, başkaları ile ilişki kurmak,
onlarla bir olmak, bir topluluğa katılmak zorundadır. Tam bir yalnızlık insan
için katlanılmaz bir şeydir ve sağlıkla bağdaşamaz.
Sayfa 178
: Otoriter vicdan : insanın itaat etmesi, kendini feda etmesi, görevi yada
çevreye uyması ile ilgilenmektedir.
Otoriter vicdan yaklaşımında - tüm evrenin efendisi
veya onun gönderdiği önder ile insan arasındaki eşitsizlik söz konusu.
Otoriter bir karakterde, yaratıcılığın az ya da çok
engellenmiş olması yüzünden, sadizm ve yıkıcılık
gibi eğilimler ortaya çıkmıştır.
Sayfa 188 :
Hümanist vicdan yaklaşımı : her insanda bulunan ve dışarıdan gelen mükafat ve
cezalardan bağımsız olan, kendi sesimizdir.
Ayırt edici niteliği : iç onaylama, doğruluk duygusu
Vicdan, kendimizin kendimize karşı gösterdiği tepkidir.
Yaratıcı şekilde yaşamaya, gelişmeye çağıran gerçek
benliğimizin sesidir.
Hümanist vicdan, kendimiz için gösterdiğimiz sevgi
dolu bir ilgi ve bakımdır.
Gayesi : yaratıcılık, mutluluk, insanın kendi
menfaatinin ve kişilik bütünlüğünün ifadesidir.
hayatını kurtarma ya da yitirme sorumluluğu, insanın
kendisine aittir. Ancak vicdanının sesini anladığı zaman kendine dönebilir. Kendine
dönemezse ölecektir. Ona, kendinden başka hiç kimse yardım edemez.
Sayfa 219
: Yaratıcı olmayan sevgi : karşılıklı saygı ve kişilik bütünlüğüne dayanmayan,
iki insanın bağımsız yaşayamamaları yüzünden birbirlerine bağlandıkları
mazoşistik ya da sadistik bir ortak yaşarlık.
Yaratıcı sevgi : her birinin kişilik bütünlüğü olduğu
gibi korunuyor. Sevinç ve mutluluk var.
Mutluluk, tanrıların bir armağanı değil, insanın
içindeki yaratıcılığın sağlamış olduğu bir başarıdır.
Mutluluk, insanın en büyük başarısıdır. İnsanın kendine
ve dış dünyaya karşı takındığı yaratıcı tavra tüm kişiliğinin verdiği cevaptır.
Sayfa 236
: Akıldışı inanç, bir şeyi yalnızca otorite ya da çoğunluk öyle dediği için
gerçek olarak kabul etmektir.
Akla uygun inanç, bir insanın kendi yaratıcı
düşüncesine ve gözlemlerine dayanan bağımsız bir kanıdan kaynaklanır.
Sayfa 269
: İnsanın hayattaki başlıca görevi, kendi kendisini yaratmak, kendi güçlerini
ve imkanlarını gerçekleştirmektir. Çabalarının en önemli ürünü kendi
kişiliğidir.
Mutlak
Ahlak - Rölatif Ahlak
Mutlak
Ahlak : mutlak bilgi. Ahlak önermeleri tartışma götürmez bir
şekilde ve sonsuza dek doğrudur. Otoriter sistemlerde karşımıza çıkar. Otoritenin
yanılması mümkün değildir. Emirleri ve yasakları sonsuza dek doğrudur.
Rölatif
Ahlak : bilimsel bilgi. Ahlak normları, yer ve zamana göre
değişir. Bilimsel düşüncede mutlak
gerçekler söz konusu değil.
Bilimsel bilgi, o günkü şartlar altında, elde bulunan
veriler ile ‘en iyi’ açıklama veren, gerçeğe ulaşmayı sağlayan bilgi.




