18 Eylül 2017 Pazartesi

BİLİM VE DİN - BERTRAND RUSSELL - ÇEVİRİ - HİLMİ YAVUZ

Derin bir nefes aldım. İnsanlık çok daha korkunç zamanlar yaşamış. J Hem de yüzyıllarca. İşid Taliban dan çok daha korkunç, çok daha zorba dinsel diktatörlükler altında inim inim inlemişler toplumlar, insanlar..
Bu korkunç baskılar altında bilim yapmaya çalışan bilim insanları.
Amaçları dine karşı tezler ileri sürmek, dinsel tezleri yanlışlamak değil, sadece bilimsel araştırma yapmaya çalışıyorlar. Bilimsel çalışmalarla elde ettikleri bulguları açıkladıklarında kilisenin ve kilise egemenliğindeki devlet in çok ağır baskıları ile karşılaşıyorlar. İdamla yargılanıyorlar. kimileri idam ediliyor, kimileri diri diri yakılarak cezalandırılıyorlar.
“Avrupa, ortaçağ zamanlarında bizden çok daha geri idiler” gibi  tezler pek inandırıcı gelmiyordu bana. Bu kitabı okuduktan sonra artık bu tezlerin doğruluğuna inanmaya başladım.
Daha çok avrupada dinsel bağnazlık içindeki Hıristiyan din adamları ve devletin bilim insanlarına uyguladıkları korkunç baskıları okuyoruz kitapta. Çeviriyi yapan Türkçe de çok iyi olarak bilinen Hilmi Yavuz idi. Ama kitabın orijinalinden mi tercümenin iyi yapılmamasından mı bilmiyorum bazı yerleri sıkıcı geldi. 
Bertrand Russel ismine aşina olduğum biri idi. Ama pek bilgim yoktu hakkında. Google da yaptığım tarama ile çok değerli bir filozof aydın olduğunu öğreniyorum. özgürlüklerden yana, barış yanlısı aktif olarak savaş karşıtlığı yapmış, hatta bu uğurda hapislere atılmış değerli bir güzel insan imiş.

“1872 – 1970 yılları arasında yaşamış Britanyalı filozof, matematikςi, tarihςi, toplumsal eleştirmen.
Russell önde gelen savaş karşıtlarındandır. Serbest ticareti ve emperyalizm karşıtlığını desteklemiştir ve barışsever tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşı sırasında haρishanede yatmıştır. Daha sonra Adolf Hitler'e karşı kampanyalar düzenlemiş, Stalinci totalitarizmi eleştirmiş, Vietnam Savaşı'ındaki tutumu nedeniyle Amerikan hükümetini suçlamıştır. Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır. Son eylemlerinden bir tanesi İsrail'in Orta Doğu'daki ülkelere karşı izlediği tutumu eleştirdiği bir bildiri yayınlamasıdır.
İnsan Haklarını ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.” Kaynak: http://www.sozkimin.com/a/910-bertrand-russell-kimdir-sozleri-ve-hayati.html#ixzz4t2hi3Bmv

“1959 yılında katıldığı Face-to-Face (Yüz Yüze) adlı bir BBC programında şöyle bir soru yöneltilmiş;

''Bundan 1000 yıl sonrasında yaşayan nesillere yaşadığınız hayat ve bundan çıkardığınız dersler hakkında ne söylerdiniz?''

Ünlü filozofun cevabı ise oldukça kısa ve öz oluyor.

Biri entelektüel ve biri de ahlaki olmak üzere iki şey söylemek isterim. Onlara söylemek istediğim entelektüel şey şu;

“Herhangi bir konuyu incelerken ya da herhangi bir felsefeyi değerlendirirken kendinize sadece ama sadece ve gerçeklerin ulaştırdığı doğruların ne olduğunu sorun. Asla dikkatinizin inanmak istediğiniz ya da inanmanızın toplumsal açıdan daha avantajlı olacağını düşündüğünüz şey tarafından dağıtılmasına izin vermeyin. Sadece ve sadece elinizdeki gerçeklere bakın!”

Ahlaki şey ise çok basit. Sevgi bilgeliktir, nefret ise aptalcadır.

Her geçen gün daha fazla etkileşime girdiğimiz dünyamızda toleranslı olmaya ve bazı insanların bizim hoşlanmayacağımız şeyleri söyleyecebileceğine alışmalıyız. Ancak bu şekilde birlikte yaşayabiliriz. Eğer birlikte ölmek yerine birlikte yaşayacaksak bu gezegendeki insan türünün devamlılığı için kesinlikle elzem olan; tolerans ve birbirimize olan saygıyı öğrenmek zorundayız.


İnsanlığın sevgi ve saygı çerçevesinde, barış ve huzur dolu günler yaşayabilmesi dileğiyle...”  /Kaynak : https://onedio.com/haber/unlu-filozof-bertrand-russell-dan-baris-icinde-yasamak-icin-2-onemli-tavsiye-748984

Altı Çizilenler ;












11 yorum:

  1. Mutlu Olma Sanatı adıyla çevrilmiş kitabını okumuştum ben de.
    “Avrupa, ortaçağ zamanlarında bizden çok daha geri idiler” gibi tezler pek inandırıcı gelmiyordu bana. Bu kitabı okuduktan sonra artık bu tezlerin doğruluğuna inanmaya başladım." demişsin. Mesela Virginia Woolf okurken bile bunu anlayabiliyoruz aslında. Ta 1800lere kadar özelde kadınlara yönelik olanlarını, meşhur Kendine Ait Bir Oda kitabında. Hatta romanı Orlando'da... Tabii biz halk olarak biraz(!) hamasi olduğumuz için objektifliğimizi kaybettiğimiz çok oluyor. Bundan mütevellit bir inanmamazlık oluşuyor diğer kültürlere karşı eleştirlerde. Ben böyle düşünüyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin Nagihan.
      doğup büyüdüğüm muhafazakar mahallede belletilen söylenen pek çok şeyin doğru olmadığını zamanla gördüğümden orada söylenen her şeye şüphe ile bakmak gibi bir abartıya düşmüş olabilirim. :)
      muhafazakar mahallenin söylediği bu tez doğru imiş. :)
      Virginia Woolf uda hiç okumadım valla.:)
      neyse selamlar.. saygılar...

      Sil
  2. Your book reviews are always so interesting!
    Kisses, Paola.
    Expressyourself

    YanıtlaSil
  3. Have a lovely weekend my friend!
    Kisses, Paola.
    Expressyourself

    YanıtlaSil
  4. İlginç bir kitaba benziyor.Uygun bir vakitte okumayı düşünüyorum.Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  5. Russell ahlaki ve entellektüel olarak ikiye ayırdığı cevabıyla, aslında hayatın anlamını özetlemiş.-Tüm karmaşıklaştırmışlıklarımıza rağmen- aslında kolay olan hayatın özeti 😉
    Insanın var oluşundan bu yana inanma ihtiyacı sadece kendini bağlarken, başkalarını, zorla kendi inandığına inandırmaya çalışması ve boş güç gösterileriyle heba olan hayatlar...
    Kitap da yorumunuz da çok güzeldi teşekkürler;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz. .
      Sizin yorumunuz da çok güzel.
      Siz de güzel özetlemişsiniz.
      Selamlar. .

      Sil
  6. Happy Sunday, kisses from Italy!
    Kisses, Paola.
    Expressyourself

    YanıtlaSil

Güzel yorumlarınız için Teşekkürler. .
Saygı sınırına dikkat etmeyen yorumlara kapalıdır.