23 Ekim 2015 Cuma

Uğurlar olsun büyük usta sevgili Çetin Altan!

Uğurlar olsun büyük usta sevgili Çetin Altan!
İyi ki tanıdım sizi. İyi ki okudum sizi. Yazılarınız eserleriniz, karanlık dar görüşlü dünyadan uzaklaşmamda yol gösterici oldu. İyi ki yaşadınız. İnsanları aydınlatan düşünceler, yazılar, eserler yarattınız ve insanlığa miras bıraktınız.
 Ne mutlu size..


……………………………….......................................


Altan, haziran ayında Cumhuriyet gazetesi için kaleme aldığı son yazısında “Torunlarımıza bırakmayı hayal ettiğimiz ülke bu değildi. Artık anlaşılıyor ki ülkeme demokrasinin geldiğini göremeden ayrılacağım bu dünyadan” demişti.
ÇETİN Altan, 24 Haziran’da Cumhuriyet’te yayınlanan yazısında “Biz torunlarımıza istediğimiz ülkeyi bırakamıyoruz” diyor ve şöyle devam ediyor: “Ama siz uğraşırsanız, mücadeleden vazgeçmezseniz, dünyadan ayrılırken ‘torunlarımıza istediğimiz ülkeyi bırakıyoruz’ deme mutluluğunu siz tadabilirsiniz. Hayallerinizden, ümitlerinizden, mücadelenizden vazgeçmeyin. Amacınıza ulaşamazsanız da, bu amacı gelecek kuşaklara devretseniz de, kozmosla son hesaplaşmanızda, ‘daha iyi bir dünya için biz de fena mücadele etmedik’ diyebilirsiniz. Bu da az şey değildir. Buruk da olsa, yorgun gözlerinizde bir tebessüm yaratır. O tebessümlerin çoğalması da elbet bir gün kurtarır bu ülkeyi. Enseyi karartmayın.”

…………………....................................................

Çetin Altan’dan 10 hayat dersi
1- Başarı yalan söylemek zorunda kalmadan yaşayabilmektir.

2- İnsanlar değerli olmayı unuttular, önemli olmaya çalışıyorlar.

3- Hayat yaşandığı kadar vardır. Gerisi ya hafızalardaki hatıra, ya da hayallerdeki ümittir. Hüsranı ise bir tek yerde kabul ediyorum. Yaşamak mümkünken yaşamamış olmakta.

4- Politika demek, kazığı atarken söylediğin nutukları, kazığı yiyenlere alkışlatmak demektir.

5- İyi yaşamak zamanı olanaklar çerçevesinde en unutulmaz bir tat içinde.

6- Mutluluk sevdiğinle zamanı unutmaktır.

7- Neyi merak ediyorsan, o önemlidir hayatta. Merak etmediğin şey görünmez sana.

8- Yazı dediğin, 100 sene sonra birileri baktığı zaman sana ‘dangalak’ demesinler diye özenle yazılmalıdır.

9- Uydurunuz. Uydurdukça dünya ile belki daha kolay anlaşırsınız. Nasıl olsan onun için de ‘yalan dünya’ diyorlar. Ama unutmayın ki, uydurma gereği duymayanlar için de ‘adam’ diyorlar.

10- İnsan gerçekleşmeyecek şeyi düşünemez. Kristof Kolomb mutlu olsa denizlere açılır mıydı?


23 Haziran 2015 Salı

Amelia ‘ nın Sırları - Kimberly Mccreight - Çeviren : Begüm Güzel

15 yaşlarında lisede okuyan bir genç kız, Amelia nın, annesi ile, arkadaşları ile olan ilişkileri üzerinden anlatılan hikayede, okuldaki çeteleşmeler, akran zorbalıkları, bir genç kızın cinselliğini keşfetmesi,  eşcinsellik, lise düzeyindeki gençler arasında yaşanan seks ilişkileri, esrar, hap gibi uyuşturucuların kullanımı, hem anne olmak, hem çalışan kadın olmak, hem de kadın olmak v.s.. üzerine insanı düşündüren günümüzden, yaşamın içinden etkileyici bir yaşam öyküsü.
Bazan genç kız Amelia nın gözüyle, bazan da anne Kate in gözüyle bakıyoruz hayata.

Olay zamanı : yaşadığımız zaman dilimi
Yer : NewYork un gelir düzeyi yüksek insanların yaşadığı Brooklyn bölgesi.

Genç kız Amelia nın günlüğüne yazdıklarını, annesi Kate ‘ in günlüğüne yazdıklarını,  Yazarı bilinmeyen ve  okuldaki dedikoduları anlatan Garez Postası adlı blogda yazılanları, internet üzerinden akıllı telefonlardan yapılan görüşmeler, mesajlaşmalar, chat, Email, Facebook, Twitter, Youtube,  urbandictionary.com dan alıntıları okuyoruz bol bol.
İlk defa okuduğum bir romanda bloglardan bu kadar söz edilmesi,  blog yayınlarından alıntılar yapılması ilginç geldi. :) ne de olsa bizler de blog yazarıyız artık :)

Lise düzeyindeki gençler arasında uyuşturucu haplar, esrar gerçekten bu kadar yaygın düzeyde mi acaba? ürküntü verici. Üzücü. Şaşırdım.
Romandaki iki karakter, birbirlerini hiç görmeden, uzun süre internet üzerinden sohbet ediyorlar, dertleşiyorlar, biribirlerini  teselli ediyorlar, gerçek hayatta kimseye söyleyemedikleri sırlarını paylaşıyorlar. Zaman zaman biz bloggerların yaptığı gibi. İnternetin insan yaşamına getirdiği ilginç yeniliklerden biri galiba bu durum.

Topluluklar, örgütlenmeler, çok iyi amaçlarla kurulabileceği gibi  çok kötü amaçlarla da kurulabiliyorlar.
Kimi topluluklar iyi insanların gücünü bir araya getirirken, diğer bazıları içine aldığı insanları canavarlaştırabiliyorlar. Dünyaya vahşet yayan acımasız savaşçılara dönüştürebiliyorlar.

Amelia : 15 yaşlarında lisede okuyan genç kız.
Kate : Amelia nın annesi, hukukçu
Seth : Hukukçu, Kate’ in arkadaşı
Jeremy : Avukatlık bürosunda Kate’ in patronu, gençlik yıllarından beri arkadaşı
Dedektif Molina : Amelia’nın ölümünü soruşturan polis
Sylvia Golde : Amelia lisede en yakın arkadaşı
Leelah : Amelia’nın bakıcısı
………………
Amelia : A young girl in 15 years, , studying in high school,
Kate : Amelia’ s mother, lawyer.
A story is told of Amelia ‘s relationships with his mother, with her friends and teachers.
An imressive story of life suggest about gangs and bullying at school,

to discover the sexuality of a young girl, homosexuality, sexual relations occurred between the young people in high school, and marijuana, the use of drugs such as pill , and to be a mother, and being female employees, being a woman
............................................. 

Kitabın Künyesi ;
Adı: Amelia'nın Sırları
Yazar: Kimberly McCreight
Baskı Tarihi: Mart 2015
Sayfa Sayısı: 456
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat, Korku-Gerilim
Çeviri: Begüm Güzel
Dil:Türkçe
Yayınevi:Doğan Kitap

Altı Çizilenler : 


18 Mayıs 2015 Pazartesi

Muz sesleri – Ece Temelkuran

Bir Ortadoğu romanı..

Lübnan ın  Beyrut şehri. Oxford , Paris

Beyrut.. iç savaşın  yaşandığı yıllar 1979-1992..

Hıristiyanlar, ermeniler, şiiler, araplar, Müslümanlar, v.s pek çok farklı inanca, farklı etnisiteye sahip insanların bir arada veya yan yana yaşadığı ilginç bir şehir.

Beyrut tan insan hikayeleri.

Filipina..zengin bir hıristiyan aile olan Zeynab hanımın evinde çalışan yardımcı (yatılı)
Deniz.. Türkiyeli , kadın, Oxford ta akademik çalışmalar yapıyor.
Dr hamza…  Filipina nın babası. Beyrut Şatilla mülteci kampında doktor. Şatilla katliamında ölüyor.
Marwan… Beyrutta yaşıyor. Suriyeli. Filipina nın oturduğu binada kapıcı.
Nasır… taksi  şöförü

Ortadoğu.. İnsanların, ülkelerin, şehirlerin etnik adiyetlere, inançlara, mezheplere, örgütlere göre ayrıştığı, bölündüğü coğrafya.
İnsanlar doğdukları mahalleye, şehre, ülkeye göre Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Hindu , Türk, Kürt, Arap, Ermeni, Süryani, Alevi, Şii, Sünni  v.s olarak doğuyor. Ve genelde diğerlerine düşman olarak, nefret duyguları beslenerek  büyütülüyor. Çok az insan atalardan, ailelerden devralınan bu mirası sorgulama yoluna gidip bu düşmanlıktan nefretten kendini kurtarabiliyor. Kan davalı aşiretlerle dolu Ortadoğu.

Her topluluğun egemenlik kurma uğruna sürdürdüğü savaşlar, isyanlar.. ölümler, öldürmeler, şehadet, kin, nefret, düşmanlık, v.s…
Her topluluk, devleti, olmazsa şehri, o da olmazsa mahalleyi ele geçirip egemenlik kurma sevdasında. Bunun için savaşıyor, isyan ediyor, öldürüyor, ölüyorlar..

Devlete egemen olan topluluk, sadece kendinden olan topluluğa mutluluk sağlarken, diğer topluluklara hayatı zindan ediyor. Ve böylece hiç bitmeyen savaşlar, kargaşalar, kaoslar sür git devam etmekte.

Bu senin hikayen. Sen de Ortadoğulusun! Diyor sevgili Ece Temelkuran..

Yıllar önce Amerika da İngilizce konuşmaya çalıştığım bir Amerikalı, bana bakıp nereli olduğumu tahmin etmeye çalışırken, Ortadoğulu musun, Hispanik misin diye sormuştu. Ben de pattadanak ani bir refleksle hayır Ortadoğulu değilim diye cevap vermiştim. Amerika da yaşayan arkadaşım da yandan gülüyordu. Ne! Biz Ortadoğulu muyuz ki? Diye çıkışmıştım.
O da ; Ben Kırklareli liyim, sen Mardinli. farkında mısın demişti de acı gerçeğe ben de gülmüştüm.

O ana kadar Ortadoğulu olduğumuzu hiç düşünmemiştim.

Çok çalışkan bir araştırmacı, gazeteci yazar sevgili Ece hanım. Milliyetteki yazılarını severek okurdum. Türkiye de, Kürtlerin acılarını, kimlik sorunlarını da en iyi anlayan, anlatan çok az isimden biridir. Bu yüzden daha bir seviyorum sevgili Ece Temelkuran ı.

Altı Çizilenler ;









14 Mayıs 2015 Perşembe

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar “Biz Mektup Yazardık” Sergisi’nde!

İş Sanat Kibele Galerisi’ndeki “Biz Mektup Yazardık” Sergisi geçmişi günümüze taşıyor.

Bursa’nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burda  yatıyor



İşte mürekkep bu dizelerdeki gibi damlar Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kaleminden… Sanatçı, 64 yıllık hayatına sığdırdığı sanat tutkusunu, aşklarını, sevinçlerini, hüzünlerini, dostluklarını çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Anadolu’nun naifliğiyle yakın dostu Nâzım Hikmet’e yazdığı bu dizelerdeki gibi aktarır kâğıda ve tuvallere… Onun şiirlerindeki ve tablolarındaki narlar, dutlar, ayvalar kimi zaman sevdiği kadına duyduğu özlemi kimi zamansa amansız bir kara sevdayı anlatır. Babasından Batı Edebiyatı’nı, annesinden Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı öğrenen sanatçı Anadolu’nun toprak damlı evlerinden, İstanbul’un martılarından, köpüren denizinden, Âşık Veysel’in sazından dem vurur…

Bedri Rahmi Eyüboğlu iç dünyasını tuvallere ve şiirlere aktarırken sanat, edebiyat, siyaset ve iş dünyasının önemli isimleriyle gerçekleştirdiği, yaşadığı döneme ışık tutacak mektuplaşmaları da tarih yolculuğundaki yerlerini alıyor.  Güzel Sanatlar Akademisi’nde başlayıp Paris’te süren eğitim hayatından, resim tutkusunun peşinden gittiği Anadolu’daki yurt gezilerine kadar sanatçının yaşamından birçok kesiti yansıtan mektuplar, “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile İş Sanat Kibele Galerisi’nde ilk kez gün yüzüne çıkıyor.

Sergi, hem sanatçının kaleme aldığı hem de kendisine gelen yüzlerce mektubun Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından uzun soluklu ve titiz bir çalışma ile kitaplaştırılmasına paralel olarak hayata geçiriliyor. Sanatçının gelini Hughette Eyüboğlu’nun hazırladığı, editörlüğünü Rûken Kızıler’in üstlendiği kitabın ve serginin tasarımı Emre Senan tarafından gerçekleştirildi.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Avrupa’da öğrenci olduğu günlerden Akademi’de öğretmen olduğu günlere pek çok anıyı barındıran mektuplar, orijinal olarak sahiplerinin kendi ifadeleriyle ve kendi imzalarıyla ziyaretçilere ulaşıyor. Sadece ressam ve şair olarak değil mozaik, seramik, vitray ve yazma sanatçısı, heykeltıraş, öğretmen ve yazar kimlikleriyle de sanatımıza kalıcı eserler bırakan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun pek çok isimle sürdürdüğü yazışmaları aynı zamanda sanatçılar arasındaki kuvvetli bağı da gözler önüne seriyor. Her biri tarihi belge niteliğindeki mektuplar; sanatçıların o dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntılara dair fikir verirken, yaşanan zorlu koşullara rağmen gerçekleştirdikleri idealleri ile tarihe not düşürebilmeyi başarmış bu insanların umutlarını yitirmediklerini de en iyi şekilde ortaya koyuyor.

Sanatçının Nâzım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar, Fikret Muallâ, Âşık Veysel, Adalet Cimcoz, Orhan Veli Kanık, Necip Fazıl Kısakürek, İbrahim Çallı, Andre Lhoté, Fahrünisa Zeid, Abidin Dino, Reşat Nuri Güntekin, Cemal Tollu, Nurullah Berk ve Arif Kaptan ile mektuplaşmalarının her biri ziyaretçilerde ayrı bir tat bırakmayı vaat ediyor. İş dünyasının önde gelen isimleri Vehbi Koç ve Nejat Eczacıbaşı’nın mektupları da Eyüboğlu arşivinin önemli parçaları arasında yer alıyor.

Serginin bölümlerinden biri de Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaşamını şekillendiren iki kadın, eşi ressam Eren Eyüboğlu ve büyük aşk yaşadığı, “Karadutum” dediği Mari Gerekmezyan ile mektuplaşmalarından oluşuyor. Eren Eyüboğlu, büyük aşk yaşadığı Karadut’u sonsuzluğa uğurladıktan sonra eşinin elini bırakmayarak o zor günleri atlatmasına ve resme odaklanmasına yardımcı olacak kadar güçlü iken, diğer taraftan Mari Gerekmezyan ise ölümünün ardından bile gözlerini yaşartacak kadar sevdalı olduğu bir isim.

64 yıllık yaşamına çok şey sığdıran Bedri Rahmi… 
İş Sanat Kibele Galerisi’nde çağdaşlarıyla yazışmalarının ilk kez gün yüzüne çıktığı “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile anılan sanatçının hayat hikâyesi Trabzon’da başlar. Takvimler 1911 yılını gösterdiğinde Görele Kaymakamı Mehmet Rahmi Bey ve Lütfiye Hanım’ın ikinci çocuğu olarak hayata merhaba der. Asıl adı olan Ali Bedrettin, zaman içinde önce Bedir’e sonra Bedri’ye dönüşür.  Babasının görevi dolayısıyla yerleştikleri Trabzon’daki lise resim öğretmeni ünlü ressam Zeki Kocamemi tarafından keşfedilir. Sanatçı yine bu dönemde edebiyata da merak salar ve ilk şiirlerini yazmaya başlar.


1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne giren Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı gibi Türk resminin mihenk taşlarının öğrencisi olma şansına erişir. Edebiyata olan ilgisinin üzerine düşer ve Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri alır. 1930’larda hayat onu bu kez Fransa’ya götürür. Dijon ve Lyon’da bir yandan çalışarak Fransızcasını geliştirmeye çalışırken, bir yandan da Gauguin, El Greco, Cezanne gibi beğendiği ressamların eserlerini kopya eder. Sanatçı, ileride hayatını birleştireceği Ernestine Letoni (Eren Eyüboğlu) ile de Fransa’da tanışır. 1940’lı yıllara gelindiğinde kalbine “kara saplı bir bıçak” gibi saplanan Mari Gerekmezyan girer. Asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari Gerekmezyan, Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapar, sanatçı bu büste duyduğu minneti Mari’nin çeşit çeşit portrelerini yaparak ve ona şiirler yazarak yanıtlar. Artık bütün İstanbul ve elbette Eren Eyüboğlu bu tutkulu aşktan haberdardır. Bedri Rahmi Eyüboğlu 1975 yılındaki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı aşkla, resimle, edebiyatla, dostlarıyla, dönemin önde gelen kültür ve düşünce insanlarıyla bir arada geçirir.

Meraklıları için 5 Mayıs - 20 Haziran arasında İş Sanat Kibele Galerisi’nde ziyaret edilebilecek “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi, sanat ve kültür tarihimizde eşine az rastlanır bir iz bırakmayı vaat ediyor. Sergide orijinal el yazılı mektuplar ve sanatçının çizimleriyle süslediği desenli zarfların yanı sıra mektuplaşılan isimlerin Bedri Rahmi Eyüboğlu tarafından yapılmış portreleri de yer alıyor. Serginin ziyaretçilerini güzel bir sürpriz de bekliyor. İsteyen katılımcılara, sanatçının desenleriyle hazırlanmış mektup ve zarflarla sevdiklerine yazma imkânı sunuluyor. Şimdi özlemle andığımız eski günlerdeki gibi mektup yazma zamanı!

Bir boomads advertorial içeriğidir.